• Sosyolog & Yazar

    Sosyolog & Yazar

    Ayşe ULAŞ

    Tüm kitaplarım için tıklayın..!
  • AYŞE ULAŞ KİTAPLARI AYŞE ULAŞ KİTAPLARI AYŞE ULAŞ KİTAPLARI

    AYŞE ULAŞ KİTAPLARI AYŞE ULAŞ KİTAPLARI AYŞE ULAŞ KİTAPLARI

  • Tüm Kitaplarım

    Tüm Kitaplarım
  • BOŞANMA ÇEŞİTLERİ

    BOŞANMA ÇEŞİTLERİ

              Merhaba, b oşanma üzerine yazdığım yazımda boşanmanın, evli iki bireyin birlikteliklerini yasal olarak bitirmesi anlamına geldiğini belirtmiştim. Ancak boşanma sadece hukuki bir süreç değildir. Hem bireyler hem de toplum için çok yönlü bir deneyimdir. Hatta bazı vakalarda boşanan kişilerde kendisini yardıma muhtaç hissetme, bakım alma ihtiyacında kalma gibi durumlara rastlanır. Aile içinde roller değişebilir. Çocuklar ile ebeveynler arasında rol değişimleri yaşanabilir. Ebeveyn kendisini çocuğunun bakımına bırakabilir. Böyle bir ortam doğal olarak çocukların gelişimi açısından son derece zararlıdır. Ebeveyn bakımı çocuk açısından ciddi rol çatışmalarına neden olabilir. Boşanma sonrasında bazı bireyler sosyal izolasyon yaşarken, bazı bireyeler ise aşırı sosyal bir şekilde kendini konumlandırabilir. Boşanmış bireyler kendi normal yaşantılarına bir ile üç yıl arasında dönerler. Ancak en zor dönem ilk bir yıllık süreçtir. Boşanma birçok boyutu olan çok yönlü bir süreçtir. Boşanmanın duygusal, ekonomik, sosyal, psikolojik ve hukuki boyutları bulunur  (Özkan,2014) .           Duygusal Boşanma           Duygusal boşanma, çiftlerden birinin ya da her ikisinin birbirlerine olan duygusal ilgisini ve bağını kaybetmeye başladığı bir süreçtir. İki birey ben duygusu ile yaşarken evlendiklerinde bu biz duygusuna dönüşür. Duygusal boşanma aşamasında bireyler yeniden biz durumundan ben durumuna dönerler. Bu durum eşler arasında sevginin, saygının ve bağlılığın azalması ile zaman içerisinde iyice belirginleşir. Ortak hedefler zamanla kaybolur. Geleceğe dönük beklentiler değişir. Ve bireyler bazen kendileri durumun farkında olmasalar bile evliliklerine tam olarak katkıda bulunamazlar. Evlilik iki insanın kendi hedeflerini, hayallerini, gelecekle ilgili umut ve beklentilerini bir araya getirip ortak bir potada buluşturabilme yeteneğidir. Ancak yaşanılan bazı olumsuz durumlar bu sinerjiye zarar verebilir. Çiftler arasında yaşanılan duygusal kopuş, kötü iletişim, tartışmalar, ilgisizlik ve daha pek çok etken nedeni ile bu durum oluşabilir. Boşanma genel olarak çift için hayatlarının en sarsıcı dönemlerinden biridir. Duygusal bağların zayıfladığı bu aşamada, duygusal olarak fazlası ile yıpranan bireyler konuyu hukuki mercilere taşırlar. Boşanma gerçekleştiğinde yaşanmış olan duygusal yıpranmanın etkilerinin ortadan kalkması ve bireylerin yeniden duygusal dengeye ulaşmaları ve hayatlarındaki yeni durumu kabullenmeleri genellikle 1 ila 3 yıl kadar sürer. Bu aşama genel olarak evliliğin zorluklar ile karşılaştığı ve eşlerin arasında derin duygusal mesafelerin ortaya çıktığı bir dönemi işaret eder  (Karadağ ve Özdemir, 2021) .           Ekonomik Boşanma           Ekonomik boşanma, evlilikteki maddi konulardaki uyumsuzlukların öne çıktığı bir süreçtir. Eşlerin birlikte ekonomik kararlar alabiliyor olmaları durumu anlaşmazlıkları azaltabilir. Bu terim aslında çiftlerin maddi varlıklarını ve borçlarını nasıl ayırdıklarını tanımlar. Ailelerin finansal hedefleri vardır. Aşamada bireylerin bu finansal hedeflere ulaşmada yaşadıkları görüş ayrılıkları iyice belirginleşir. Bu aşamada bireyler ortak finansal hedeflerden kopma yaşarlar. Finansal anlaşmazlıklar bireylerin hem ekonomik hem duygusal zorluklar yaşamalarına neden olur. Maddi sorunların yaşanmadığı evliliklerde dahi ekonomik ayrılık eşler için sıkıntılı bir süreç olabilir. Evlilik süresince eşler maddi varlıklarını bir araya getirir  (Atakan. 1987) . Eşlerin evlilik sürecinde edindikleri maddi varlıkların evliliğin sonlandırılması ile nasıl paylaşılacağı önemli bir konudur. Bu durum nafaka, mal dağılımı, tazminat gibi ekonomik yükümlülükler ile birlikte gelir ve genel olarak eşlerin birbirlerine duygusal olarak zarar vermelerine neden olabilir. Ekonomik problemler nedeni ile de eşler arasında hukuki süreçler başlayabilir  (Yıldırım, 2018) .           Yasal Boşanma           Yasal boşanma, evliliğin hukuki olarak sonlandırılması sürecidir. Genel olarak duygusal olarak zaten bitmiş olan bir evliliğin yasalar önünde de sonlandırılmasını ifade eder. Eğer çocuklar söz konusu ise eşler arasındaki ilişki tam anlamı ile sona ermeyebilir. Çünkü çocukların varlığı eşleri belirli durumlar altında bir araya getirebilir. Sonuç olarak boşanma eşler arasında yaşanan bir durumdur. Oysaki anne baba rolleri kalıcı rollerdir. Çift boşandıktan sonra da ebeveyn olarak görevlerini yerine getirmelidir. Yasal boşanma durumunda, Türk Medeni Kanununu, belirli sebepler ile eşlerden birinin ya da her ikisinin başlattığı yasal sürecin sonunda, hakim kararıyla evliliğin resmi olarak sona ermesi şeklinde ifade bulur.           Ebeveyn Boşanması           Boşanma son derece karmaşık bir süreçtir. Ancak arada çocuklar var ise durum daha da karmaşık bir hal alır. Bu durum çocukların her iki ebeveyn ile de ilişkilerini nasıl sürdüreceği sorununu ortaya koyar. Ebeveynlerin ayrılması çocuklar açısından zihinsel ve duygusal anlamda son derece zor geçen bir süreç olabilir. Eşlerin ayrılması gayet doğladır. Ayrılabilirler, yeni yaşantılara başlayabilirler, yeni ilişkiler yaşayabilirler. Ancak bu çocuklarına karşı olan sorumluluklarını değiştirmez. Onlar hale anne ve babadır. Çocuğun yaşça küçük olması ve velayet durumu çiftlerin bir şekilde birbirleri ile bağlantıda kalmalarına neden olabilir. Çocuğun ebeveynlerinin boşanma sürecini anlaması ve yeni hayat düzenine uyum sağlaması önemlidir. Boşanma sürecinin çocuklar üzerindeki etkilerini araştıran pek çok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalardan bazıları uzun vadede çocukların boşanma durumundan olumsuz etkilenebileceklerini ortaya koyarken, diğer bazı araştırmalarda da bu görüşe katılınmamaktadır. Çocuğun kendini iyi ve güvende hissetmesi, ebeveynlerin boşanma sonrasında sürdürebilecekleri sağlam ve sevgi dolu bir ilişki süreci ile mümkündür  (Öngider, 2013) .           Topluluk Boşanması           Boşanma sadece eşler arasında yaşanılan bir süreç değildir. Eşlerin sosyal çevreleri açısından da uyum gerektirir. Aile bireyleri, dost ve arkadaşlar ile çiftin içerisinde yaşadığı sosyal çevrenin bu durumu nasıl algıladıkları ve verdikleri tepkiler topluluk boşanmasını ifade eder. Eşler boşandıklarında sosyal çevrelerinde de değişiklikler olabilir. Sonuç olarak birey artık bekar bir bireydir. Bazı sosyal gruplar bu yeni statüyü hemen kabullenmeyebilir. Bazen de birey kendi insiyatifi ile ya da dışsal baskılar ile sosyal çevresinden uzaklaşıp bir kopma yaşayabilir. Sosyal çevreden kopuş yeni bir adaptasyon sürecini başlatabilir. Sonuç olarak birey toplumsal bir varlıktır. Boşanma ile sosyal çevresinden kopan birey kendisine yeni bir sosyal çevre bulacaktır. Bu süreç toplumun yeni durumu kabullenmesi ile ya da bireyin yeni bir sosyal çevreye dahil olması ile son bulur. Boşanma ile çift ayrılıyor gibi algılanır. Ancak bu yeni durumun toplumsal da bir ayağı bulunur.           Psişik Boşanma           Boşanma çiftler için son derece zor bir süreçtir. Birlikte geçirilen zamanlar, yaşanmışlıklar, paylaşımlar boşanmayı zor ve sancılı bir hale çevirir. Hele ki arada çocuklar da varsa süreçi iyice zorlaşır. Psişik boşanma, bireylerin evlilikle ilgili deneyimlerini, yaşadıklarını ve yaptıkları hataları gözden geçirdikleri ruhsal bir süreçtir  (Binay, 2018) . Boşanmış çiftler üzerine yapılan araştırmalarda çocuksuz çiftlerin çocuklu çiftlere oranla daha fazla duygusal ve psikolojik sorun yaşadığı gözlemlenmiştir  (Akoğlu ve Küçükkaragöz, 2018) . Her birey için bu süreç özeldir. Kişiden kişiye etkileri değişebilir. Boşanmanın ruhsal boyutu olan psişik boşanma, sürecin en uzun ve en zorlayıcı boyutu olabilir. Boşanma bireyi öz saygısından tutunda yaşam kalitesine kadar pek çok yönden etkileyebilir. Ancak boşanmanın getirdiği olumsuzluklar ile başa çıkabilen bireyler için bu süreç kişisel gelişimlerine oldukça katkı sağlayabilir. Süreç çiftin boşanma kararını almaları ile başlar ve duygusal boşanma sürecinin bir devamı olarak değerlendirilebilir. Psişik boşanma kendi içerisinde gerçeği kabul, kimlik inşaası, duygusal onarım ve geleceğe yönelik planlar olarak aşamalara ayrılır.           Çiftlerin geneli boşanma kararı sonrasında bu zorlu evreleri yaşar. Evliliklerini sonlandırma kararı almış olan çiftlerin yeni yaşamlarına uyum sağlayabilmeleri maddi ve manevi açıdan dengede olmaları ile mümkündür. Bu süreç bazen yıllar alabilir. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle… Devamını Oku...
    BOŞANMA

    BOŞANMA

                M erhaba, sizlerle önceki yazılarımda evlilik üzerine konuşmuştuk. Bu kez de boşanma konusunu inceleyelim istiyorum.             Evlilik hepimizin bildiği üzere bir kadın ve bir erkek arasında gerçekleşen, toplum tarafından onaylanan bir birliktelik, hukuki bir süreçtir. Evlilik kararı şayet, iki tarafında özgür iradesi ile alındıysa bu birlikteliğin ölüm onları ayırana kadar devam etmesi beklenir. Evlilik kararının iki tarafın ya da bir tarafın isteği dışında gerçekleşmesi durumu gelecek aylarda bir başka yazımıza konu olacaktır. Biz şimdi her iki tarafında isteği doğrultusunda gerçekleşen evlilikler üzerine konumuza devam edelim. Evlilik birliğinin kurulması esnasında her ne kadar ölüm ayırana kadar diye düşünülse de bu her zaman mümkün olamamaktadır. Eşlerin her ikisi de ya da bir teki evliliği devam ettiremeyebilmektedir.             İnsanlar zaman içerisinde değişiriler. İnsanlar gibi beklentileri de değişir. Başlangıçta göze görünmeyen hatta göze hoş gelebilen şeyler, tolere edilebilen sözler ya da davranışlar zamanla göze batmaya başlar. İnsanların bir birine olan tahammülleri biter. Hatta pek çok konuda araya kasıt girer. Saygı biter. Bunlar ve bunlar gibi daha pek çok şey çiftlerin birbirlerine olan tahammüllerinin bitmesine neden olur. Özellikle saygının olmadığı bir ortamda birlikte yaşam mümkün değildir. Eşler bazen ortak karar olarak, bazen de sadece bir tarafın kararı ile kendilerini boşanma sürecinde bulurlar.             Boşanma konusu ilk bakışta sanki sadece eşleri ilgilendiren bir süreç gibi düşünülür. Ancak boşanma sosyal düzen ile yakından ilişkili olan toplumsal bir konudur. Toplumsal açıdan da son derece önemlidir. Çünkü toplumlar evlilik sayesinde yenilenmekte ve çoğalmaktadır. Toplumların kimliği, nüfusu, gelişmişlik düzeyi, kültürel kimliği aile üzerinden gelişimini sürdürmektedir. Aile toplumun geleceği olan yeni bireylerin yetişmesi açısından zaruridir. Yetişen bu yeni nesil ilk olarak ailede toplumsallaşmayı öğrenir. İlk eğitimini ailede alır. Toplum içerisinde yaşamayı ailede içselleştirir. Toplumun geleceği için çalışmaya aile birliği içerisinde başlar. Aile kültürel birikimi çocuğa aktararak toplumun kültürel devamlılığını da sağlamış olur.             Boşanma, evlilik birliğinin yasal yollardan bitirilmesi durumudur. Medeni kanunumuza göre boşanma ancak gerekli ve yeterli sebeplerin varlığı halinde gerçekleşebilir. Türk Medeni Kanunu’na göre özel boşanma nedenleri; Zina Hayata Kast ve Pek Kötü Davranış Suç İşlemek ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Terk Akıl Hastalığı Türk Medeni Kanunu’na göre genel boşanma nedenleri; Evlilik Birliğinin Sarsılması Anlaşmalı Boşanma Eylemli Ayrılık Sebebi İle Boşanma             Yukarıda saydığımız maddeler medeni kanunumuzda yer alan boşanma sebepleridir. Ancak evlilikler kanun tarafından denetlenmezler. Eşler evliliklerini birlikte yaşarlar. Bu noktada çiftler boşanma kararını alırken medeni kanundaki maddeleri araştırmazlar. Boşanmak isteyen çiftin kendine has nedenleri vardır. Bu nedenler genellikle; Olaylar karşısında ortak bir noktada buluşamamak, ortak kararlar alamamak, ortak paylaşımlarda bulunamamak, Yetişme tarzlarına da bağlı olarak, değer yargılarındaki farklılığın aşılamaması hatta daha da derinleşmesi, Çatışma durumlarının çözüme ulaştırılamaması, Eşler arasında duygusal yakınlığın bitmesi, Yabancılaşma, İletişim problemleri, Karşılıklı birikmiş olan, sözcüklere dökülemeyen çatışmalar, Aşırı kıskançlık ya da aldatma, Kötü alışkanlıklar (alkol, sigara, madde bağımlılığı gibi) Aile içi şiddet, Kısıtlanmış olduğunu hissetme, daha fazla özgür olma isteği, Çocuk bakımı ile ilgili anlaşmazlıklar, Evlilik ve iş yaşamı dengesinin sağlanamaması, Ekonomik sorunlar, Eşlerden birinin tedavi edilemeyen bir hastalığının olması ya da fiziksel sorunlar, Eşlerden birinde ya da ikisinde birden diğer eş kaynaklı, kaygı ve depresyon halinin görülmesi ve bu sorunun aşılamayarak duygusal sorunlara dönüşmesi, Cinsel sorunlar             Yukarıda bahsetmiş olduğumuz sorunlar eğer çiftler sorunları olduğunu kabul ederlerse başlangıçta aile içerisinde çözülmeye çalışılır. Çözülememesi durumunda boşanma kaçınılmaz olur. Çiftlerin sorunlarını inkar etmeleri durumunda ise eşlerden biri durumu kabullenene kadar boşanma konusu hiç gündeme gelmez. Eşlerin sorunlarını halledemediklerini kabul ettikleri durumda eşler bazen ikisi birden bazen ise tek başına ayrılık sürecine girerler. Boşanma süreci ister anlaşmalı olsun ister çatışmalı her iki durumda da ciddi bir stres kaynağıdır.             Boşanma neticesinde evlilik sona ermiş olur. Boşanma hukuki bir süreçtir. Bu süreç anlaşmalı boşanma ya da çekişmeli boşanma olarak ilerler. Anlaşmalı boşanmada eşler boşanma konusunda anlaşmış  durumundadır ve boşanma genellikle tek celsede gerçekleşir. Ancak çekişmeli boşanma davaları oldukça uzun sürebilmektedir. Çekişmeli boşanma süreci yıllar alabilmektedir. Özellikle ortada çocuklar var ise süreç daha da karmaşık bir hal alabilmektedir. Bazen de sürecin uzaması mal paylaşımı kaynaklı olmaktadır.             Boşanma süreci anlaşmalı da olsa çekişmeli de olsa boşanan çift üzerinde çeşitli düzeylerde kaygıya neden olabilmektedir. Bazen de kişiler boşanma nedeni ile kaygılanmasa bile ailelerin, komşuların, arkadaşların yani içinde yaşadıkları toplumun boşanma olgusuna gösterdikleri tepkiler nedeniyle kaygı yaşarlar.             Bu süreçte boşanan çiftte eşler arasında farklılık görülebilmekle birlikte bir takım değişik ruh halleri ortaya çıkabilmektedir; uyku problemleri, iştahsızlık ya da aşırı yeme, içki ve sigara kullanımında artış ya da bu tip maddeleri kullanmaya başlama, iş veriminin azalması, yetersizlik hissi, yalnız hissetme, korku, panik atak gelişimi gibi. Bu yazımızda da boşanma olgusunu irdeledik. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın… Devamını Oku...
    EŞ SEÇİMİ

    EŞ SEÇİMİ

                Merhabalar, bu yazımda sizlerle eş seçimi üzerine konuşacağız. Eş seçimi ve yapılan hatalardan bahsedeceğiz. Hem gençlerin yaptıkları hatalar hem de ailelerin yaptıkları hatalar...             Aileler genellikle çocukları mutlu olsun isterler. Aile çocuk dünyaya geldikten sonra çocuk adına kararlar almaya başlar. Bu durum çocuk küçük olduğu için uzun yıllar bu şekilde devam eder. Çocuk adına karar alma bir süre sonra alışkanlık haline dönüşür. Ancak bazı aileler çocuklarının büyüdüğünü kabullenmezler. Ve çocukları gözlerinde hiç büyümediği için onların yerine evlenme çağına geldiklerinde dahi kararlar almaya devam ederler. Eş seçimi de bu kararlardan biridir. Çocuğu için uygun olduğunu düşündükleri birini eş olarak seçerler ve çocuklarının onunla evlenmesini isterler. Bu konuda ciddi tartışmalar yaşanır. Hatta bu durum bazen ailenin çocuğu kaybetmesi ile bile sonuçlanabilir. Bazen de çocuk ailenin istediğini yapar ve hayatını istemediği biri ile geçirerek mutsuz olur. Elbette ki kendi istediğiniz kişi ile evlenseniz bile mutsuz olabilirsiniz. Ancak eşinizi kendiniz seçmediyseniz sürekli suçlayacak birilerini bulursunuz. Bu kişi anneniz, babanız, bir akraba ya da bir arkadaşınız olabilir. Kendi seçiminiz sonucunda evlendiyseniz eğer, kimseyi suçlamaz ve anlaşamadık, olmadı dersiniz. Evliliği devam ettirmek ve ettirmemek bir diğer seçimdir. Evliliklerin devamlılığı konusu bu yazımın konusu olmadığından onu bir başka yazımda ele alacağız.             Ailelerin yaptıkları bir diğer eş seçimi şekli ise mallar ile ilgilidir. Aile aman mallar bölünmesin, mallar aile dışına çıkmasın diyerek çocuklarını aile içinde evlendirmek isterler. Bu durumda gençler genellikle tüm çocuklukları birlikte geçmiş olan ve kendilerini kardeş gibi gördükleri kişiler ile evlenmek durumunda kalırlar.             Aileler bazen de inançları doğrultusunda çocuklarına eş seçerler. Belirli bir inanca mensupturlar. Bunun doğruluğunu sorgulamadan kabul ederler ve çocuklarının da bu doğrular içerisinde kalmasını isterler. Durum böyle olunca çocuklar ailelerinin seçimlerine ya uyarlar ya da yine aileden dışlanırlar.             Bazı toplumlarda kız çocukları önemsenmez ve başlık parası karşılığında evlendirileceği kişiye satılır. Başlık parası farklı toplumlarda farklı isimler ile geçer. Bu eş seçiminde kızın fikri alınmaz. En çok parayı veren ile ya da nüfuzu en güçlü olan aday ile evlendirilir. Bu evlilik şeklinde nadiren de olsa kişiler istedikleri kişi ile evlenebilir.             Bir de eşi ailenin ve gençlerin zaruri olarak seçmek durumunda kalmaları söz konusudur. İnsanlar kendileri ya da çocukları için bu evliliği mecburi görürler. Bu bekaretin çok önemsendiği toplumlarda daha fazla yaşanmaktadır. Kızın evlilik dışı bir ilişki yaşaması daha da kötüsü tecavüze uğraması neticesinde gerçekleşen bir evlilik. İnsanın kendi tecavüzcüsü ile aynı evde yaşaması, onunla evlenmek zorunda bırakılması gerçekten korkunç bir durum. Aileler aman kızımın adı çıkar, kızım ile kimse evlenmek istemez gibi gerekçeler ile kızlarını tecavüzcüsü ile evlendirirler. Ya da kızın yaşının küçük olması durumunda karşı taraf ceza almamak adına kız ile evlenmeye talip olur ve kızın ailesinin de rızasını alarak kız ile evlenir. Aslında bu durum devletin bir ayıbıdır. Tecavüzü meşrulaştıran bir ayıp. Kızın ailesi kızını ayıplı görüp evlendirmeyi kabul edebilir. Bazen de karşı taraf maddi olarak güçlü olduğundan aile belirli bir bedel karşılığında kızını bu kişi ile evlendirir. Ancak bu koşullarda açılmış bir davada devletin hukuk sisteminin hiçbir koşulda tecavüzcünün kız ile evlenmesi karşılığında cezayı silmemesi gerekir. Bu devletinde kadının hakkına girmesidir.             Ailenin borcu vardır bazen. Alacaklı taraf borcu silmek karşılığında ailenin kızına talip olur. Borcunu ödemekte zorlanan aile kızını borç karşılığında alacaklı tarafa verir.             Gördüğünüz gibi evliliklerde eş seçimi ile ilgili pek çok seçenek yaşanmakta. Sizlere en yaygın olanlarından birkaç örnek verdim. Elbette ki eş nasıl seçilmiş olur ise olsun bu evliliğin iyi ya da kötü geçeceğini tam olarak belirlemez. Ancak bazı durumlar çiftlerin birbirlerine karşı ön yargı ile yaklaşmasını sağlayabilir. Tüm seçenekler göz önüne alındığında kendi seçtikleri kişiler ile evlilik yapan insanların da mutsuz olma ihtimalleri vardır. Diğer taraftan en uç örneği vermek gerekir ise kendi tecavüzcüsü ile evlenmek zorunda bırakılmış kadınların da evliliklerinin sorunsuz yürümesi söz konusu olabilir. Hiçbir seçeneğin garantisi elbette yok. Ancak insanların evlendirilmeler söz konusu olduğunda daha ilk günden aralarında ciddi bir mesafe bulunan insanlar ile evlendirilmeleri öncelikle insan haklarına aykırıdır. İstatistikler göstermektedir ki; kadın ya da erkek ayrımı gözetmeksizin, insanların istemedikleri evlilikleri yapmak zorunda bırakıldıklarında intihara olan meyilleri kendi istedikleri kişi ile evlenenlerden çok daha yüksektir.             Yazımın bu bölümünde geçmişte şahit olduğum bir evlilik olayını anlatarak yazımı noktalamak istiyorum. Bir arkadaşımız küçük yaşta iken babası ölmüş. Annesi yeniden evlenmiş. Üvey baba mafyatik bir tip. Kız büyüyüp evlenecek yaşa gelince üvey amcası ile evlendirmek isteniliyor. Aşırı baskıdan bunalan kız internette tanıştığı ve aslında hiç tanımadığı bir adama kaçıyor. Adam işsiz güçsüz serserinin biri. Annesi kızı ile görüşmeye devam ediyor. Kız sonunda annesine durumu anlatıyor. Annesi geri gelmesini söylüyor. Kız annesinin evine geri dönüyor. Üvey baba bir süre sonra yine eşinden boşanıp üvey amcası ile evlenmesini istiyor. Aynı durumda kalan kız ben kocamı çok seviyorum diyerek yeniden evden ayrılıyor. Kocası ile tekrar deniyor. Ancak adam aynı tembel adam. Kız bakıyor ki adamdan hayır yok, yeniden evi  terk ediyor. Ancak annesinin yanına da dönmek istemiyor. İş bulup tek başına hayata atılmak durumunda kalıyor.             Evet gördüğümüz üzere aile baskıları çocukların hayatını mahvedebiliyor. Aslında çok iyi niyetli olan yaklaşımlar dahi felaketler ile sonuçlanabiliyor. Çocuğun yaşadığı her nevi olumsuz durum en çok aileyi üzer. Bu nedenle aileler çocuklarını dinlemeli, ne istiyor anlamalı. Çocuklarının yanlışa sürüklenmemesi adına yanlarında olmalı. Dünyada en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı kaybetmemek adına bütün ebeveynler kendilerini gözden geçirmeli diye düşünüyorum. Tüm çocuklarımıza mutluluklar dilerim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sağlıcakla kalın...   Devamını Oku...
  • Tüm Kitaplarımın

    Online Satış Noktaları

Başlık
X